1
hukukmusavirligiFav İcon

Rekabet Hukuku Müşavirliği

Online - Hemen yanıt verir

👋 Merhaba!

Hukuki danışmanlık hizmetlerimiz hakkında bilgi almak ve randevu oluşturmak için WhatsApp üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Hizmetlerimiz:
✓ Ceza Hukuku
✓ İcra ve İflas Hukuku
✓ İş Hukuku
✓ Enerji Hukuku
✓ Gayrimenkul Hukuku
Ve Diğer Hukuk Hizmetlerimiz

Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Şimdi
Hemen Arayın
Hukuki Danışmanlıklarımız

Rekabete Aykırı Anlaşmalar Nelerdir, Sonuçları?

Gayrimenkul Hukuku

4054 sayılı Kanun’un 4. maddeyle ilgili olarak, teşebbüs veya teşebbüs birliklerince oluşturulan anlaşma ve kararların rekabeti kısıtlama amacını taşıması veya rekabeti kısıtlama etkisini doğurabilecek nitelikte olmasının maddenin yasaklayıcı hükmünün uygulanması için yeterli olduğunun altı çizilmelidir. Başka bir deyişle, uygulanmamış ve böylece pazarda etki yaratmamış anlaşma ve kararlar, amaç ve olası etkileri yönüyle 4. madde kapsamında sayılmaktadır.

Bu nedenle 4054 sayılı Rekabet Kanunu’nun 4. maddesi neredeyse rekabeti bozduğu düşünülen her türlü anlaşmayı yasaklamaktadır. Ancak, anlaşma, karar veya uyumlu eylem şeklinde ortaya çıkan bir ilişkinin rekabet hukuku kapsamına girebilmesi için, öncelikle bu ilişkinin iktisadi rekabet ile ilgisinin bulunması, yani piyasadaki rekabete etkide bulunacak konu ve kapasiteye sahip olması gerekir. Ticari yasamdaki rekabet süreci ile hiçbir ilgisi olmayan veya ilgisi olsa da piyasadaki rekabete etkide bulunacak öneme sahip olmayan ilişkiler, rekabet hukukunun kapsamında değerlendirilemez.

Diğer yandan bir anlaşmanın, kararın veya uyumlu eylemin yöneldiği amaç rekabeti sınırlayıcı nitelikte olmasa bile, söz konusu faaliyetler etkileri itibariyle rekabeti sınırlayıcı oldukları takdirde yasaklanacaklardır. Bu durumda öncelikle, bir anlaşmanın amacının doğrudan rekabeti sınırlayıcı olup olmadığı incelenecektir. Eğer anlaşmanın temel hedefi rekabeti ortadan kaldırmak ise ilave bir araştırma yapmaksızın anlaşma hukuka aykırı kabul edilecektir. Fakat söz konusu anlaşmanın rekabeti sınırlama amacı yoksa fiili etkileri araştırılacaktır. Anlaşma fiili etkileri itibariyle rekabeti sınırlayıcı ise veya potansiyel rekabet açısından böyle bir etkiye hazırsa yasaklanacaktır.

Rekabet Kurulu’nca da kabul edildigi üzere, rekabeti sınırlayıcı bir anlaşma nedeniyle soruşturma açabilmek için rekabeti sınırlayanların bundan ekonomik çıkar sağlamaları gerekmez. Bazen zarar dahi etmiş olabilirler. Kurul’un bir teşebbüs aleyhine soruşturma açarken dikkate alacağı unsur, bu teşebbüsün katıldığı bir rekabet sınırlamasının var olup olmadığıdır. Yoksa teşebbüsün rekabeti sınırlama nedeniyle ekonomik yarar sağlayıp sağlamadığını araştırmaz. Rekabeti sınırlayıcı uygulama nedeniyle ekonomik menfaat sağlamamış olmak her zaman hafifletici neden olarak da kabul edilemez.

Değinilmesi gereken başka bir husus da Rekabet Kanunu kapsamında belirtilen anlaşmanın hukuki niteliğidir. RKHK’nun 4. maddesinin amacı bakımından anlaşma, medeni hukukun geçerlilik koşullarına uymasa bile tarafların kendilerini bağlı hissettikleri her türlü uzlaşma ya da uyuşma anlamında kullanılmıştır. anlaşmanın yazılı veya sözlü olmasının önemi yoktur. Teşebbüsler arasında bir anlaşmanın varlığı tespit edilmese bile teşebbüsler arasında kendi bağımsız davranışları yerine geçen bir koordinasyon veya pratik bir işbirliği sağlayan doğrudan veya dolaylı ilişkiler de eğer aynı sonucu doğuruyorsa yasaklanmıştır. Böylece teşebbüslerin Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’a karşı hile yolu ile rekabeti sınırlayıcı uygulamaları meşru göstermeleri engellenmek istenmiştir.

Anlaşma kavramı, 4054 sayılı Kanun’da “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde açıklanmamıştır. Bu tanımdan, Kanun’un yorumlanması ve uygulanması bakımından anlaşma terimine, Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu’nda belirtilenden başka bir anlam yüklenmediği sonucu çıkartılmamalıdır. Rekabeti sınırlayıcı amaç taşıyan anlaşmalar genellikle gizli olarak yapılır. Bu nedenle rekabet hukuku anlamında bir anlaşmadan söz edebilmek için sözleşmenin tüm ayrıntılarını içeren yazılı bir metnin olması gerekmez. Hatta Medeni Kanun kuralları çerçevesinde yasal geçerliliği ve bağlayıcılığı olan bir anlaşma olması da gerekmez. Önemli olan her ne sebepten olursa olsun, tarafların kendilerini bu anlaşmayla bağlı kabul etmeleridir.

Rekabet Kurulu anlaşmaların yazılı ve imzalı olmasını aramadığı gibi, teşebbüslerin ilzam ve temsil yetkisine sahip olmayan, personelin dahi rakip teşebbüslerle ulaştığı yazılı veya sözlü mutabakatları, eğer teşebbüslerin bilgileri veya yönlendirmeleri doğrultusunda olmuşsa, ya da  rekabeti sınırlayıcı etkiler doğurmuşsa bunları da anlaşma olarak kabul etmektedir.

Rekabete aykırı anlaşmalar, 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesindeki ağır idari para cezası ile karşı karşıya kalır.

Bu bilgi notu; teşebbüslerin, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun hükümleriyle doğan   hak ve yükümlülükleri konusunda genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sağlanan bu bilgilerle teşebbüsler kendileri hakkında faydalı olacağını düşündükleri eylemleri hayata geçirebilirler. Ancak, Rekabet Hukuku süreci karmaşık ve uzmanlık isteyen bir süreçtir. Bu alanı bilmeden atılacak adımlar hak kaybını da beraberinde getirir. Detaylı bilgi ve hak kaybının önlenmesi için uzman görüşü alınması tavsiye edilir.

En Çok Okunan Yazılarımız

Görünüşe göre herhangi bir içerik bulunamadı en kısa zamanda güncel içerikler ekleyeceğiz.