Menfi Tespit Belgesinin Verilmesi
Rekabet Kurulu tarafından teşebbüslere verilen menfi tespit belgesi 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 8. maddesinde düzenleme altına alınmıştır. Buna göre; teşebbüs veya teşebbüs birlikleri, aralarında giriştikleri işbirliği faaliyetlerinin teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler, teşebbüs birliği kararları), birleşme ve devralmalar ile hakim durum uygulamalarının rekabet kurallarını ihlal ettiği kanaatini taşıdıkları takdirde, Rekabet Kurulu’na başvurarak söz konusu uygulamaların RKHK’nun 4, 6 ve 7. maddelerine aykırı olup olmadığının incelenmesini isteyebilirler. Böyle bir başvuruyu inceleyen Rekabet Kurulu, eğer 4, 6 ve 7. maddelere bir aykırılık bulmazsa, bu durumu tespit eden bir “menfi tespit kararı” verir (m. 8/1).
Dolayısıyla menfi tespitin anlamı, eldeki bilgilere göre Rekabet Kurulu’nun ilgili anlaşma veya kararı kanuna aykırı görmediğidir. Teşabbüslerin böyle bir kararı istemelerinde büyük menfaatleri bulunmaktadır. Bu menfaatleri şudur; her şeyden önce taraflar/teşebbüsler yasal belirsizlikten kurtulmuş olacaklardır. Aynı koşullarla bu anlaşmayı uyguladıkları zaman Rekabet Kurulu bu anlaşma aleyhinde bir soruşturma başlatamaz, daha da önemlisi bu anlaşma için para cezası verilemez. Özel hukuk ilişkileri bakımından ileride bu anlaşma geçersiz sayılmayacaktır.
Böylece taraflar bu hukuki güvenliğe bağlı olarak bu anlaşmanın gereklerini yerine getirebileceklerdir. Bu itibarla, menfi tespit belgesi, teşebbüslerin gerçekleştirdiği anlaşmanın 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun karşısındaki belirsizliğini ortadan kaldırması nedeniyle önem taşımaktadır. Böylece çok büyük tutarlardaki idari para cezası ödeme riskinden de kurtulmuş olurlar.
Gerçekten, taraflar, aralarındaki muamelenin Rekabetin Korunması Hakkında Kanun kapsamına girip girmediğini, yahut 4054 sayılı Kanun’u ihlal edip etmeyeceğini kestiremeyebilirler. Menfi tespit kararıyla, iyi niyetli teşebbüsler için girişebilecekleri faaliyetleri güven içinde yürütebilmeleri imkanını veya Kurul görüşüne göre bu muameleleri tekrar gözden geçirme fırsatı temin etmiş olmaktadırlar.
Belgenin Geri Alınması
Buna karşın, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun yeni durumlar ortaya çıktığında, Rekabet Kurulu’nun yeniden soruşturmaya başlayabileceğini öngörmüştür. Kurul yaptığı incelemeler sonucunda bahsi geçen uygulamaları, RKHK’nun 4, 6 ve 7. maddelerine aykırı görürse, verdiği menfi tespit kararını geri alır. Bu takdirde Rekabet Kurulu, soruşturma konusu olayın rekabet kurallarına aykırı olduğunu tespit ederek, bu uygulamaların yasaklanmasına karar verecektir. Bu itibarla, Rekabet Kurulu, Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 13. maddesindeki şartlar çerçevesinde menfi tespit kararını her zaman geri alabilir. Ancak, Kurul menfi tespit kararından sonra, 13. maddedeki şartlar çerçevesinde görüşünden dönse bile, bu zamana kadar geçen süre için taraflara cezai müeyyide uygulayamayacaktır (m. 8/2).
Rekabet Kurulu menfi tespit belgesini hangi şartlarda geri almaktadır. Menfi tespit kararı, (a) kararın alınmasına esas teşkil eden herhangi bir olayda değişiklik olması, (b) karara bağlanan şartların veya yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, (c) kararın söz konusu anlaşma hakkında yazılış veya eksik bilgiye dayanarak verilmiş olması hallerinde Rekabet Kurulu tarafından geri alınacaktır ya da tarafların belirli davranışları yasaklanabilir. (m. 13/1)
Geri alma kararı, kararın alınmasına esas teşkil eden olaydaki değişikliklere dayanıyorsa (a), söz konusu değişiklikten itibaren hüküm ifade eder. Menfi tespit kararına bağlanan şart veya yükümlülüklerin yerine getirilmemesi yahut menfi tespit karanının yazılış ya da eksik bilgilere dayanılarak verilmiş olması hallerinde ise geri alma kararı, menfi tespit kararının verildiği tarihten itibaren geçerli olacaktır. (c) bendinde belirtilen yanlış ve eksikliğin ilgili teşebbüsün hilesi veya kastı ile gerçekleşmesi halinde karar hiç alınmamış sayılır. (m. 13/2).
Görüldüğü gibi kararın geçmişe etkili olarak geri alınması, karara bağlanan şart ve yükümlülüklerin yerine getirilmemesi yahut kararın, tarafların yazılış veya eksik bilgilerine dayanılarak verilmiş olması halinde mümkündür. Diğer hallerde yani karar alınmasına esas teşkil eden olay ve şartlardaki değişikliklerde karar geçmişe etkili olarak yürütülemez. Bu haller aynı şekilde Kanun’un 5. maddesinde öngörülen “muafiyet” kararlarının geri alınmasında da geçerlidir (m. 13).
Bu bağlamda Danıştay, menfi tespit belgesi geri alınırken verildiği usuldeki prosedürün uygulanması gerektiği iddiasını yerinde görmemiştir. Danıştay’a göre “Davacı tarafından, menfi tespit belgesinin ön inceleme yapılarak verildiği, geri alınırken de aynı usulün uygulanması gerektiği öne sürülmekte ise de; 4054 sayılı Yasada menfi tespit belgesinin geri alınmasında izlenecek usule ilişkin herhangi bir hükme yer verilmediği gibi menfi tespit belgesinin, ortak girişim işleminin bildirilmesi üzerine davalı idarece her iki konuda yaptırılan ön inceleme sonucu düzenlenen ön inceleme raporundaki tespitlere dayanılarak geri alınması ayrıca 4054 sayılı Yasanın 27/c maddesi gereğince Rekabet Kurulunun menfi tespit belgeleri ile ilgili piyasaları re’sen takip yetkisinin bulunması nedeniyle davacının bu iddiası hukuken geçerli değildir.” (D.10.D., 23.12.2003 tarih ve E.2002/693, K.2003/5295 sayılı kararı.)
Burada önemli bir husus dikkat çekicidir. O’da, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 13. maddesindeki hükümle menfi tespit ve muafiyet kararları geri alınabileceği, buna karşın Rekabet Kurulu’nca diğer alınan kararların geri alınamayacağı, ancak yargı yerince iptal edileceğidir. Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’a göre Kurul, elindeki belgelere göre bir karar vermektedir. Dolayısıyla üçüncü bir kişi olarak, menfi tespit belgesinin iptali için iptal davası açmak yerine, eldeki bilgi ve belgelerin Kurul’a sunularak “Geri Alma Müessesesi” işletilebileceği, bu yolun daha pratik olduğu söylenebilir. Bu aynı zamanda bir şikayet başvurusudur.
Menfi Tespit Kararının Hukuki Niteliği
Belirtilen bu hukuki durum karşısında, menfi tespit belgesi kararının, nitelik olarak bir hukuki durumun mevcudiyetini belirleyici işlem kategorisine sokulabilir. Çünkü belirleyici idari karar, yeni bir hukuki durum yaratmayan, tam tersine daha önceden bulunan bir hukuki durumu belirleyen işlemdir. Bu itibarla menfi tespit belgesi, var olan bir anlaşmanın, 4054 sayılı Kanun’a aykırı olmadığını saptayan bir karardır.
Ayrıca, menfi tespit belgesi, hakkında verilen kişiler için bir ara kararı, bu karardan menfaati zedelenenler için ise kesin ve yürütülebilir bir idari işlem, başka bir anlatımla nihai bir karardır. Bu itibarla, hakkında menfi tespit kararı verilen teşebbüs, bu karar aleyhine, başka bir anlatımla bu kararın iptali isteğiyle idare mahkemesinde yargı yoluna başvuramaz. Çünkü bu karar, teşebbüs için bir ara kararı olup, kesin ve yürütülebilir bir işlem niteliği kazanmamıştır. Kaldı ki teşebbüs hakkında verilen menfi tespit belgesi, teşebbüs lehine verilen bir işlem olması nedeniyle teşebbüsün bu belgenin iptalini istemekte menfaati de bulunmamaktadır. Yargı yerinin, açılacak böyle bir davayı işin esasına girmeden incelemeksizin reddedeceği açıktır. Buna karşın, Rekabet Kurulu’nca verilen menfi tespit kararından etkilenen, menfaati zedelenen kişi ve kuruluşlar kararın iptali istemiyle dava açabileceklerdir. Bu kişiler yönünden, Kurul kararı nihai karardır.
Diğer yandan, menfi tespit talebinin Rekabet Kurulu’nca reddi halinde de, başvuran için bu ret kararı kesin ve yürütülebilir işlem niteliği bulunması nedeniyle yargı yerine başvurabilecektir. Ayrıca menfi tespit belgesinin Rekabet Kurulu tarafından geri alınması halinde de, bu geri alma işlemi geri alınan teşebbüs yönünden kesin ve yürütülmesi gereken işlem niteliğini kazanması nedeniyle, idare mahkemesinde iptal davasına konu edilebilecektir.
Tüm bu anlatılanlardan çıkan sonuç, menfi tespit belgesi, bu belgeden menfaati olumlu yönde etkilenenler yönünden bir ara kararı niteliğinde olup, iptal davasına konu olmaz. Diğer yandan, ilgili karardan olumsuz etkilenenler içen ise işlem kesin ve yürütülebilir nitelik kazanmış olup, bu kişilere iptal davası açma hakkı vermektedir.
Öte yandan, yargı yerinden menfi tespit belgesi verilmesi istenemez. Çünkü bu yetki, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’la Rekabet Kurulu’na tanınmıştır. Başka bir anlatımla, teşebbüsler arası işbirliği anlaşmalarının Kanun’u ihlal etmediği yolundaki Rekabet Kurulu kararı, hal ve şartlar, daha da önemlisi tarafların Kurul’a sundukları bilgilerle sınırlı etkiye sahip bir karar olduğundan mutlak koruma sağlamaz. Karara konu olan anlaşmaya yönelik Rekabet Kurulu kanaatini ifade eden menfi tespit kararının, hal ve şartlarda veya Kurul’a sunulan bilgilerde bir değişiklik olmadığı sürece, Kurul’u bağlayacağı kesindir. Bu bağlamda, usulüne uygun olarak alınmış menfi tespit belgesi, hukuka aykırı olduğu iddiasıyla adli yargı yerinde geçersiz kılınamaz. Bu durumun bir kaosu getireceği kuşkusuzdur.
Menfi Tespit ve Muafiyet Arasında Ne Fark Vardır.?
Tüm bu anlatılanlar ışığında, menfi tespit ile muafiyet arasındaki ayrım ortaya koymak gerekmektedir. Menfi tespit kararı ile muafiyet kararının geri alınabileceği haller aynı ise de iki kararın, sonucu ve etkileri itibariyle aralarında önemli farklılıklar vardır.
Öncelikle ortak yanları, ikisi hakkında da karar vermeye yetkili makamın Rekabet Kurulu olmasıdır. Menfi tespit sonucunda, karara konu olan anlaşma, uyumlu eylem, birlik kararı veya birleşme ve devralmanın rekabeti sınırlayıcı olmadığına karar verilmektedir. Oysa muafiyet bunun tam tersi bir anlama sahiptir. Muafiyet tanınan anlaşma, uyumlu eylem ya da birlik kararının rekabeti sınırladığına şüphe yoktur. Bununla birlikte 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’da belirtilen faydaları beraberinde getirdiğinden, yasaklama kapsamı dışında tutulmasına izin verilmektedir.
Muafiyetle, menfi tespit kararı arasındaki bir diğer farklılık kapsamlarındadır. Muafiyet sadece anlaşma ve anlaşma türlerine, uyumlu eylemlere ve birlik kararlarına verilebilmektedir. Yani muafiyet sadece 4054 sayılı Kanun’un 4. maddeye aykırılığı giderebilen bir kurumdur. Menfi tespit ise hem anlaşma, uyumlu eylem ve birlik kararları, hem de birleşme ve devralmalar hakkında yapılabilmektedir. Böylece menfi tespit yoluyla sadece Kanun’un 4. Maddeye değil, 6. ve 7. maddelere de aykırılığın olmadığı saptanabilmektedir. *YUKARIDA YER ALAN YAZI VE GÖRÜŞLER REKABET KURUMU TARAFINDAN YAYIMLANAN “REKABET KURULU KARARLARININ HUKUKİ NİTELİĞİ VE YARGISAL DENETİMİ” ADLI ESERDEN ALINMIŞTIR.


