4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’da önemsenen başka bir usul de savunma hakkıdır. Kural olarak idare, ilgilinin savunmasını almadan, karşı taraf dinlemeden karar alabilir, idarenin belli konular dışında savunma alma yükümlülüğü bulunmamaktadır. İdarenin alanında hukukun genel ilkelerinden olan savunma hakkının uygulanması, çoğu kez yargı içtihatları ile yaygınlaştırılmıştır. 1961 Anayasası gibi, 1982 Anayasası da disiplin cezası uygulamasında savunma hakkına özen gösterilmesi ilkesini benimsemiştir. Bu gibi durumlarda, savunma alınmadan işlem yapılması, işlemi şekil yönünden sakatlar, iptali gerekir.
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’da soruşturma safhasında, taraflardan üç kez yazılı savunma istenmektedir. Birincisi, soruşturma açılması kararından itibaren 15 gün içinde bu kararın taraflara bildirilmesi ve 30 gün içinde savunmalarını yapmalarının istenmesidir (m. 43/2). Tarafların savunmalarını yapabilmeleri için neyle suçlandıklarını bilmeleri gerekir. Bu nedenle savunma istenmesine ilişkin yazıda tarafların hakkındaki iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilgi açık ve net bir şekilde bulunmalıdır.
Kurul’un soruşturma safhasında RKHK’nu ihlal ettiği iddia edilen kişi ve kişiler, kararı etkileyebilecek her türlü bilgi ve delili her zaman Kurul’a sunabilirler (m. 44/1 son cümle). Burada her ne kadar “her zaman” denmekteyse de 45/son maddede tarafların, süresi içinde verilmeyen savunmaları dikkate alınmaz denmektedir. Bu hükümler birlikte ele alındığında tarafların soruşturma safhası sonuna kadar her zaman her türlü bilgi ve delili sunabilecekleri sonucuna ulaşılır. Öte yandan sözlü savunma toplantısında da her türlü delilden yararlanmak mümkün olduğu için, 45/son maddenin işlevsiz olduğu söylenebilir.
İkinci yazılı savunma, tarafların soruşturma safhasının tamamlandığını gösteren rapor hakkındaki görüşlerinden oluşur. Soruşturma safhası sonunda hazırlanan rapor, tüm Kurul üyeleri ile ilgili taraflara tebliğ olunur. Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’u ihlal ettiği belirlenenlere yazılı savunmalarını 30 gün içinde Kurul’a göndermeleri tebliğ edilir. Böylece taraflar ikinci kez yazılı savunma yapmaya davet edilirler.
Üçüncü yazılı savunma ise, tarafların rapora karşı verdikleri savunmaları üzerine soruşturma heyetinin vereceği ek görüşe karşı verdikleri, cevaba cevap niteliğindeki savunmalarıdır. Ek yazılı görüşün kendilerine tebliğinden itibaren 30 gün içinde son yazılı savunmanın yapılması gerekir. Haklı sebeplerin varlığında bu süreler en çok bir katına kadar, bir kez uzatılabilir. Bu aşamadan sonra artık soruşturma safhası tamamlanmakta, soruşturma heyetinin görevi sona ermekte ve dosya karar safhasına gelmiş olmaktadır.
Böylece, Rekabetin Korunması Hakkında Kanun da öngörülen usulde başlatılmış bir soruşturmada, Kurul, ilgilinin yazılı ve sözlü savunmasını almadan hiçbir karar veremeyecektir. Bu düzenleme ile, idari kararların artık kapalı kapılar arkasında tek yanlı alınamayacağı, tarafların her aşamada bulunacağı ve katılacakları tartışma ortamından gerekçeli olarak ortaya çıkacağı, ayrıca tarafların her aşamadan haberdar edileceği, bu bakımdan karar alma sürecinde bireylere aktif biçimde katılabilmelerine imkan tanıyan bu yapılanmayı idare hukuku bakımında önemli bir aşama olarak görmek gerekir.
İddianın ve Savunmanın Genişletilmesi Yasağı
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’da düzenlenen savunmayla ilgili hükümlerin, uygulamasının titizlikle yapılması halinde, “savunmanın ihlali” iddiası ileri sürülemeyecek, sürülse bile ciddiye alınmayacaktır. Kurul’un bu hususta titiz davranması, vereceği kararların ileride yargı yolundan dönmemesi ve buna bağlı olarak, “kararlara saygınlığın” yerleşmesi bakımından büyük önemi vardır.
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un pek çok yerinde savunma hakkının en iyi şekilde korunduğunu gözlemek mümkündür. Savunma hakkıyla ilgili olarak “iddianın teksifi” ve “savunmanın teksifi” ilkelerine de değinmek gerekmektedir. İddianın teksifi ilkesi, dava bakımından davacının davalıya karşı olan bütün iddialarını başlangıçta ve bir arada ileri sürmesine denir. Yani, ilke olarak davacı davasını (iddiasını) daha sonra değiştiremez ve genişletemez. Teksif ilkesi, davalının yapacağı savunmayı, başlangıçta tam olarak bilmesi ve ona göre kendini savunmasına yarar. Davacının iddiasını, bilahare değiştirmesi davalıya yeniden savunma hakkı vereceği için davaların uzamasına neden olur, işte bu yüzdendir ki, tüm iddiaların başlangıçta verilmesi şarttır.
Aynı ilke rekabet usulü bakımından da geçerlidir. Aksi taktirde, hakkında soruşturma yapılan kimsenin yeniden savunma yapması ihtiyacı sebebiyle, soruşturma uzayabilir. Bu uzama, duruma göre ileride Rekabet Kurulu kararına karşı başvurulacak yargı yolunda, kararın iptali sonucunu doğurabilir. Bu sebeple, Kurul’un soruşturma açma kararında, iddianın ne olduğunu çok iyi ve anlaşılır bir şekilde ortaya koyması ve ondan sonra ilgiliden savunma istenilmesi gereklidir.
İddianın teksifi ilkesinin ikiz kardeşi “savunmanın teksifi”dir ve medeni yargı bakımından, savunmanın daha sonradan genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı vardır. Bunun da nedeni, savunmanın baslangıçta iyi düşünülerek yapılması ve buna paralel olarak tam karar aşamasına gelindiğinde davalının yepyeni bir savunma yaparak, davayı uzatmasının engellenmesi düşüncesidir.
Savunmanın teksifi savunmanın dayandırıldığı delillerin de belli bir aşamadan sonra değiştirilememesi ve genişletilmemesini içerir. Rekabet usulü bakımından savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun tarafından da öngörülmüştür. Çünkü, m. 45. maddeye göre, tarafların süresi içinde verilmeyen savunmaları dikkate alınmaz. Ayrıca 47. maddeye göre, sözlü savunma toplantısından en geç 7 gün önce sözlü savunmada yararlanılacak ispat vasıtalarının bildirilmemesi halinde bu ispat vasıtalarından yararlanılamaz. Dolayısıyla Rekabet Kurulu’na getirilen iddianın genişlememesi mantığı içinde, kararın verilmesini geciktirici rol oynayabilecek savunmanın da genişletilememesi ilkesi kabul edilmiştir.
Yukarıda belirtilen sakıncalar dikkate alındığında, iddianın ve savunmanın genişletilmesi yasağının rekabet soruşturmalarda kabul edilmesi süphesiz yerinde olmuştur.
*YUKARIDA YER ALAN YAZI VE GÖRÜŞLER REKABET KURUMU TARAFINDAN YAYIMLANAN “REKABET KURULU KARARLARININ HUKUKİ NİTELİĞİ VE YARGISAL DENETİMİ” ADLI ESERDEN ALINMIŞTIR.


